Bakan Özer duyurdu: Şehit madencilerin çocuklarının eğitim masrafını Bakanlık karşılayacak

- Güncelleme:
Bakan Özer duyurdu: Şehit madencilerin çocuklarının eğitim masrafını Bakanlık karşılayacak
GÜNDEM Haberleri

Milli Eğitim Bakanı Özer, "Hayatını kaybeden maden işçilerimizin evlatlarını yalnız bırakmayacağız. Milli Eğitim Bakanlığı olarak yavrularımızın tüm masraflarını biz karşılayacağız. Okul ve kırtasiye masraflarını karşılayacağız" ifadelerini kullandı.

Bartın'da yaşanan maden faciası Türkiye'yi adeta derinden sarsmıştı. Facianın ardından Türkiye şehit olan 41 madenciye ağladı. Maden şehitlerinden geriye kalan ise göz yaşlı aileleri, hatıraları ve fotoğrafları oldu.

Henüz küçük yaşta babaları şehit olan çocuklar için Milli Eğitim Bakanlığı harekete geçti. Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, şehit olan madencilerin çocuklarının eğiitm masraflarının Bakanlık tarafından karşılanacağını açıkladı.

Bakan Özer, MEB Şura Salonu'nda düzenlenen İmam Hatip Okulları Başarılı Örnekler Sergisi ve Ödül Töreni'nde, Bartın'daki maden kazasında hayatını kaybeden işçilere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diledi.

'TÜM MASRAFLARINI BİZ KARŞILAYACAĞIZ'

Olayın yaşandığı ilk andan itibaren yaraları sarmak, konaklama imkanı sağlamak ve kumanya ihtiyacını gidermek için bölgede olduklarını belirten Özer, şunları söyledi:

"Milli Bakanlığı olarak 41 şehidimizin tüm evlatlarının eğitimini bugün itibarıyla üstlenmiş bulunuyoruz. Yavrularımızın tüm eğitim masraflarını Milli Eğitim Bakanlığı olarak biz karşılayacağız. Burslar vereceğiz, tüm okul, kırtasiye masraflarını da biz karşılayacağız. Onları yalnız bırakmayacağız."

Özer, imam hatip okullarının eğitim sistemindeki en mağdur olan okul türlerinin başında geldiğini ifade ederek, şöyle konuştu:

"1990 ila 2000'li yıllarda eğitim sistemimizde inanılmaz antidemokratik uygulamalar, eğitim politikaları marifetiyle sisteme enjekte edildi. Bunların başında başörtüsü yasakları geldi. Düşünün bir ülke kendi çocuklarının eğitimle buluşmasının önüne kılık kıyafet engeli çıkartıyor. Üniversitelerin önünde inanılmaz acı hikayeler ortaya çıkıyor. Kadınlarımızın, kızlarımızın polisle karşı karşıya getirilmesi. En temel Anayasal hak olan eğitim hakkından mahrum bırakılmaları. Daha sonra zorunlu eğitimin 8 yıla çıkartılmasıyla ilgili müdahale. Üç uygulama birbirini aşamalı bir şekilde takip eden müdahale. Amaç neydi? İmam hatip orta okullarının sistemden çıkartılması. Dolayısıyla sadece lise eğitimin kalması ve imam hatip okullarının artık eğitim sisteminde tercih edilebilir olmaktan çıkartılması.

Bununla da yetinilmiyor, sonra katsayı uygulaması. Yani öyle bir şey yapalım ki bu ülkenin fedakarlıklarla örülmüş hikayesini tamamen tarihe gömelim. Katsayı uygulaması, imam hatip liseleri ve meslek liselerinin mezunlarının yükseköğretime yerleşmesini kısıtlayan, aslında akademik olarak başarılı öğrencilerinin bu iki okul türünden uzaklaşmasına neden olan bir uygulama. O günlerden sonra imam hatip okullarımız öğrenci bulamaz hale geldi. Kendisini imam hatip davasına adayan yiğit insanlar, köy köy ilçe ilçe gezmeye başladılar imam hatip okullarına öğrenci bulabilmek için. Bunlar çok kolay unutuluyor."

TÜM KADEMELERDE OKULLAŞMA ORANI YÜZDE 95 ÜZERİNDE

Eğitim alanındaki antidemokratik uygulamaların son 20 yılda kaldırıldığına dikkati çeken Özer, "Bir ülkenin sermayesi beşeri sermayesiyse bu sermayenin niteliğini artırmadaki en önemli enstrüman eğitimdir." değerlendirmesinde bulundu.

Özer, 2000'li yıllarda 5 yaştaki okullaşma oranının yüzde 11, ortaöğretimdeki okullaşma oranlarının yüzde 44 olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Yükseköğretim benzer şekilde. Bugün gelinen noktada, 5 yaştaki okullaşma oranı yüzde 95'e, ilkokuldaki okullaşma oranı yüzde 99,63'e, ortaokullardaki okullaşma oranı yüzde 99,44'e, lisedeki okullaşma oranı yüzde 95'e ulaştı. Cumhuriyet tarihinde ilk kez eğitimin tüm kademelerindeki nüfusun yüzde 95'inin üzeri okullarla buluştu. Son 20 yılda dert, bu ülkenin evlatlarının hiçbir ayrıma tabi tutulmadan okullarla buluşmasıydı. Ondan önceki dönemin derdi, bu ülkenin vatandaşına kendi dayattığı koşullarla eğitimle buluşma şartını getirme dönemiydi. Yani vesayet odaklarının aktif olarak eğitim politikalarını şekillendirdiği bir dönemdi."

Özer, kültürel iktidarın eğitimden geçtiğine dikkati çekerek, "Eğer bu ülkenin çocuklarını eğitimle buluşturmazsanız, vesayet odakları kültürel iktidarını sürekli pekiştirir. Hiçbir zaman Anadolu insanı o kültürel iktidara ortak olmaz. Son 20 yıl bu ortaklığın pekiştirildiği döneme tekabül etmektedir. Bunun da bir lideri vardır. Sayın Cumhurbaşkanı'mıza evlatlarımızın tamamının okulla buluşması için yaptığı tüm yatırımlar, antidemokratik uygulamaların kaldırılmasındaki kararlılık için en içten şükranlarımızı arz ediyoruz." dedi.

'HEDEFİMİZ MADDİ VE MANEVİ KALKINMAK'

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş da konuşmasında imam hatip öğretmenlerine seslenerek, "Öğrencilerimizi çok iyi yetiştirin. Ülkemizin bütün okullarında ilahiyatçı öğretmenlerimiz var. İmam hatibi ve sonra ilahiyatı bitirmiş öğretmenlerimiz var. Bizim hedefimiz nedir? Maddi ve manevi kalkınmak. Maddi kalkınma noktasında hamdolsun Türkiye hızla ilerliyor, manevi kalkınmayı da bizim maddi kalkınmaya eş zamanlı geliştirmemiz lazım. Ahlaklı bir nesil, inançlı bir nesil, dürüst bir nesil. Bunu sadece imam hatiplerde değil bütün okullarda yapmamız gerekiyor." ifadelerini kullandı.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.
Sonraki Haber Yükleniyor...