Sanatçıdır ne yapsa yeridir!

Sanatçılar, sıra dışı insanlar. Zaten herkesin şaşırdığı eserlerini bu sıra dışı hâllerine borçlular. Ancak sanat tarihine damgasını vurmuş bazı isimlerin öyle alışkanlıkları var ki sanatçı olmalarına rağmen şaşırtıcı; bazı durumları ise trajik... Gelin onlara bakalım…
MURAT ÖZTEKİN'İN HABERİ - Rönesans devrinde yaşayan Michelangelo da sıra dışı biriydi. Temizlenmekten hoşlanmaz, duş yapmak istemezdi. Bu durum sağlığını bile bozdu ama hâlini değiştirmedi.
>> Aynı devirde yaşayan Leonardo da Vinci de şüphesiz sanat tarihinin en meşhur sanatçılarından biriydi... Ancak onun bir eksikliği vardı: Dikkati hemen dağılıyordu! Bu yüzden olsa gerek meşhur “Mona Lisa” tablosunu tamamlamak için 14 sene harcadı! Da Vinci’nin uykuyla da arası pek iyi değildi; 24 saat içinde ara ara uyuyor ve çalışıyordu.
>> Salvador Dali’nin de “Dali’dir…” denilecek cinsten birçok garipliği vardı! Mesela doğumundan 9 ay evvel ölen “Salvador” adlı ağabeyinin reenkarnasyonu olarak dünyaya geldiğine inanıyordu. Dali, 1940’larda Hitler’e hayrandı ve diktatör Franco’yu övüyordu. Bir karıncayiyen besliyordu ama çekirge fobisi vardı.
>> Pablo Picasso ise çok hızlı çalışıyordu. Bazen günde iki eser meydana getiriyordu. 91 yıllık ömür süren Picasso, hayatı boyunca yaklaşık 50 bin eser üretti.
>> Andy Warhol, ikonik saç modeline çok dikkat ediyordu. Yani, aslında peruklarına! Sanatçı sonunda 40 perukluk koleksiyon biriktirdi.
>> “Amerikan Modernizminin Annesi” olarak bilinen Georgia O’Keeffe da farklı hâlleri olan bir sanatçıydı. Çok üretmek ve rahatsız edilmemek için bir Ford otomobilin arka koltuğunda çalışırdı!
>> Birçok sanatçı psikolojik problemlerle boğuşuyordu. Onlardan biri olan Hollandalı ressam Van Gogh, en meşhur eserlerinden biri olan “Yıldızlı Gece”yi sinir krizi geçirince yatırıldığı bir akıl hastanesinde kalırken tamamladı. Hayatı boyunca bu durumdan mustarip olan sanatçı bazen boyalarını yiyordu.
>> Edvard Munch da psikolojik sıkıntılardan mustaripti ve halüsinasyonlar görüyordu. En büyük eseri “Çığlık” da o halüsinasyonlardan doğdu.
>> Ailesini geçindirmek için sıkıntılar yaşayan Monet, bir köprüden Seine Nehri’ne atlayarak intihara teşebbüs etti. Ressam, hayatı boyunca depresyon nöbetleriyle mücadele etti.
>> İzlenimci hareketin kurucularından Pierre-Auguste Renoir, 1892’den itibaren eklem romatizması hastasıydı. Renoir, yaşadığı acılara ve kısıtlamalara rağmen hayatının son 20 yılında şaşırtıcı bir şekilde resim yapmaya devam etti.
AJANDA
>> Ressam İlhami Atalay ve öğrencilerinin İstanbul’un tarihî mekânlarından ilham alarak hazırladıkları “Anadolu’nun Renkleri” sergisi 36 ismin 50’den fazla tablo, desen ve objelerini Birlik Vakfında bir araya getiriyor. Sergi, 12 Ağustos’a kadar ziyarete açık.
>> ENKA Açıkhava Tiyatrosunun ağustos ayı programı, 1 Ağustos’ta Kardeş Türküler’in müzikle anlatı sanatını bir araya getirdiği “Kıyıda” konseriyle başlıyor. Zamansız ve mekânsız kıyıların hikâyeleri konserde seyircilere sunulacak.
>> Müzisyen Özgür Aydın, bu akşam Klasik batı müziği tarihinin doruk noktalarından birini temsil eden “Johann Sebastian Bach’ın Goldberg Varyasyonları” programıyla CSO Ada Ankara sahnesinde seyircisyle buluşacak.