Uzman isimlere sorduk: Tarihî eserler deprem riski altında mı?

Yaşanan büyük felaketteki yıkımlar, “Türkiye’deki tarihî yapılar yeni depremlere ne kadar hazır?” sorusunu akıllara getirdi. Biz de konuyu uzman isimlere sorduk...
MURAT ÖZTEKİN'İN HABERİ - Türkiye’yi 6 Şubat’ta yıkan iki büyük deprem, binlerce yıllık ve asırlık kültürel mirasları da tahrip etti. Antep Kalesi, Malatya Yeni Cami, Hatay Ortodoks Kilisesi gibi birçok eser, sarsıntılarda büyük zararlar gördü. Yaşanan bu durum, “İstanbul ve Anadolu’nun diğer kültürel mirasları, muhtemel depremlere ne kadar hazırlıklı?” sorusunu da akıllara getirdi. Biz de konuyu uzmanlara sorduk...
Prof. Dr. Zeynep Ahunbay
MESCİTLER RİSK ALTINDA
Prof. Dr. Zeynep Ahunbay, her zaman risklere hazır olmak gerektiğini söyleyerek “Türkiye’deki bazı faylarda hareketlilik var. Depremi beklemeden bütün tarihî eserlerin durumunun gözden geçirilip sarsıntılara hazır hâle getirilmesi bizim için bir görev. İstanbul’da da evrensel önem taşıyan yapılar var. 1999 depreminden sonra bütün büyük camiler elden geçirildi. Fakat her şey yapılmış değil. Mesela Fatih bölgesinde bilinçsiz ekler yapılmış ve bozulmuş çok sayıda tarihî mescit var. Bunları tek tek ele almalıyız” dedi.
Prof. Dr. Kemal Kutgün Eyüpgiller
KORUMA KURULU SÜREÇLERİ HIZLANMALI
Prof. Dr. Kemal Kutgün Eyüpgiller ise geleneksel yapım teknikleriyle inşa edilen tarihî yapıların bakımlı olmak şartıyla yeni binalardan daha dayanıklı olduklarını belirtti.
Prof. Dr. Eyüpgiller “Tarihî yapılarda öncelikle düzenli bakım ve onarım yapılmalıdır. Restorasyon uzmanı mimar ve mühendislerce incelenmeli, oluşmuş zayıflıkları var ise yapının kültür varlığı özelliğini bozmayacak önlemler alınmalıdır. Anıtsal veya sivil mimarlık örneği tüm tarihî yapıların terk edilmelerine, bakımsız bırakılmalarına izin verilmemelidir. Günümüzde iyice bezdirici hâle gelen koruma kurulu süreçleri de hızlandırılmalıdır” ifadelerini kullandı.
Eyüpgiller, İstanbul için Galata ve Pera’nın en riskli bölgelerden olduğunu vurguladı.
Dr. Sinan Genim
TEDBİR KOLAY DEĞİL
Tedbir almanın kolay olmadığına dikkat çeken Dr. Sinan Genim de, İstanbul Suriçi’ndeki bazı bölge ve dolu alanlardaki tarihî yapılar haricinde büyük bir sıkıntı olacağını düşünmediğini dile getirdi. Dr. Genim, “İstanbul ‘kıyamet-i sugra’ denilen büyük bir deprem görmesine rağmen abidevi yapılarda çok büyük bir yıkım olmalı. Ayrıca bunar kâgir yapılar, nasıl depreme dayanıklı hâle getireceksiniz? Çok zor. Bazı yapılarını çelik çembere alıyorlar ama -Allah göstermesin- büyük bir depremde daha çok zarar verir diye düşünüyorum. Çünkü sarsıntıda yapıyı bıçak gibi kesebilir” şeklinde konuştu.