KKTC'deki başörtü skandalına Türkiye'den destek isteniyor! Öğretmenlere ağır eleştiriler: Laiklik mi, baskı mı?
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Lefkoşa ilçesinde bulunan İrsen Küçük Ortaokulu’nda son sınıf öğrencisi bir kız çocuğu daha başörtüsü nedeniyle okula alınmadı. Öğrencinin babası Tayfun Şimşek, kızının okula alınmamasına tepki gösteri. Kızını okula almayan öğretmenlere tepki gösteren Şimşek, "Burada bir protesto yapılıyor. Sebebi de benim kızımın başörtülü olarak okumak istemesi. Kızım eve her gün ağlayarak geliyor" dedi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde bir ortaokulda skandal bir başörtü krizi patlak verdi.
KKTC'nin Lefkoşa ilçesinde bulunan İrsen Küçük Ortaokulu’nda son sınıf öğrencisi bir kız çocuğu daha okula alınmadı.
Ailesiyle okulun kapısından geri çevrilen öğrenci, olay yerinde okula girebilmeyi bekledi. İrsen Küçük Ortaokulu’nun öğretmenleri tarafından engellenen kız öğrenci, diğer velilerle de kısa süreli tartışma yaşadı. Okulda bulunan Bakanlık yetkililerinin öğrencinin okula alınmasını talep etmesine rağmen öğrenci ancak KTÖS Yönetim Kurulu üyeleri ve bazı öğretmenler tarafından reddedildi.
"BİZİ MAĞDUR EDİYORLAR"
Okula alınmayan öğrencinin babası Tayfun Şimşek, kızının okula alınmamasına tepki gösteri. Kızını okula almayan öğretmenlere tepki gösteren Şimşek, "Burada bir protesto yapılıyor. Sebebi de benim kızımın başörtülü olarak okumak istemesi. KTÖS (Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası) memurları burada, öğretmenler adeta kapıda nöbet tutuyorlar. Hep beraber, hep bir ağızla konuşuyorlar. Kılık kıyafet yönetmeliğine falan öne sürerekten çocuğumu içeri almıyorlar. Sınava sokmuyorlar, ders göstermiyorlar. Tamamen bizi mağdur ediyorlar. Hiçbir yasal dayanakları olmamasına rağmen, suç işlemelerine rağmen. Çünkü okula almamak, sınava sokmamak yasal olarak bir suç işlemektir. Ve bunu bile bile yapıyorlar" dedi.
"HER GÜN AYNI MUAMELEYLE KARŞILAŞIYORUZ"
Mağdur olduklarını ifade eden Şimşek, "Demokrasi ve insan haklarından bahsediyorlar ama kurallara kendileri uymuyorlar. Yani bu mağduriyetimizin giderilmesini istiyoruz. Çünkü benim çocuğumun başörtülü bir şekilde okumaya hakkı var. Bunu kimse engelleyemez. KTÖS, devlet kurumlarından gelen üst yöneticilere bile adeta kapıda siper olarak içeri sokmuyor. Büyük bir zorbalık gösteriyor. Neye dayanarak bu şekilde davranıyorlar ben bilmiyorum. Ama şu an mağdur durumdayız. Kızım kendi isteğiyle kapanmayı tercih etti. Bilinçlendi ve ‘Kapanacağım baba’ dedi. Biz de ‘tamam’ dedik. Okula bu şekilde geldi" ifadelerini kullandı.
"HER GÜN AĞLAYARAK GELİYOR"
Kızının kapanmasının ardından okuldan baskı gördüğünü ifade eden baba Şimşek, şu ifadeleri kullandı:
Okul idaresi ilk olarak uyarı yaptı. Bu şekilde gelemezsin dedi. Biz de başörtüsüne herhangi bir yasak olmadığını, çocuğun bu şekilde okuyabileceğini söyledik. Israrla hayır dediler. Okul müdürü büyük tepki gösterdi. Yanına da 3-4 tane öğretmen alıp çocuğuma baskı yapmaya başladılar.
Çocuk her gün ağlayarak, üzüntülü bir şekilde eve gidiyordu. Müdürle konuşmaya, öğretmenle konuşmaya okula geldik. Kendilerine buranın özgür bir ülke olduğunu, çocuğun bu şekilde okuyabileceğini söyledik. Onlar da ısrarla hayır dediler.
Bu şekilde okuyamaz dediler. Bir aydan fazla süredir mücadele ediyoruz. Biz gereken yerlere başvurumuzu yaptık. Hemen hemen bir aydan fazla süredir bu şekilde mücadele ediyoruz. Onlar da sanki mesaileri burada başlıyormuş gibi her gün geliyorlar, sabahın köründe orada nöbet tutuyorlar. Israrla direniyorlar. Yani ne hükümet kanunlarını tanıyorlar, ne milli eğitim bakanını tanıyorlar. Hiç kimseyi tanımıyorlar.
"YAŞANANLAR GERÇEKTEN UTANÇ VESİLESİDİR"
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Din İşleri Başkanlığı Lefkoşa Temsilcisi Yusuf Başaran ise, bir öğrencinin başörtüsü nedeniyle sınava alınmadığını dile getirerek, yaşananları sert bir dille eleştirdi.
Olayı bir insan hakları ihlali olarak değerlendiren Başaran, "Bugün burada yaşananlar gerçekten utanç vesilesidir. Ben bunu bir 28 Şubat mağduru olarak söylüyorum. O dönemde bize yapılan zulümleri biliyorum. Aynı şeyler bugün Kıbrıs’ta yaşanıyor. Burada bir insan hakları ihlali var. Kızımızın okula girmesine, derslerine girmesine ve sınavlarına girmesine engel olunuyor. Yasal hakkı olmasına rağmen bu hakkı engelleniyor" dedi.
"AİLESİ OLARAK KIZIMIZIN ARKASINDAYIZ"
Öğretmenler sendikasının laikliği yanlış anladığını dile getiren Başaran, "Burada öğretmenler laikliğin arkasına sığınarak bunu yapıyorlar. Laikliği bilmiyorlar. Bazen Rum tarafına özeniyorlar ama oradaki başörtüsü özgürlüğünü görmezden geliyorlar. Avrupa’da böyle bir problem yaşanmıyor. Çünkü orada öğrencinin başındaki örtüye değil, aklındaki bilgiye bakılıyor. Ama burada maalesef tamamen inancından dolayı zulüm yapılıyor" dedi.
Öğrencinin psikolojisinin de olumsuz etkilendiğini dile getiren Başaran, "Biz ailesi olarak kızımızın arkasındayız. İnancı gereği örtünüyorsa başımızın üzerinde yeri var. Açılıyorsa da kendi tercihidir. Ama burada yapılan baskı, tamamen farklı bir durumdur. Ben 28 Şubat mağduruyum ve burada yaşananlar bana Türkiye’nin o karanlık dönemlerini hatırlatıyor" dedi. Yetkililere çağrıda bulunan Başaran, Türkiye’den ve ilgili kurumlardan destek beklediklerini belirterek, "Bu davaya devam edeceğiz. Hiç geri adım atmayacağız. Yetkililerimizin buraya el atmasını istiyoruz" açıklamasını yaptı.
NE OLMUŞTU?
Geçtiğimiz hafta Lefkoşa’daki İrsen Küçük Ortaokulu’nda eğitim gören bir kız öğrenci başörtüsüyle okula alınmamış, çocuğa okul yönetimi ve pedagog eşliğinde okula başörtüsü ile alınamayacağı ve bu yetkinin okul idaresinde olduğu iletilmişti.
Aile daha sonra Milli Eğitim Bakanlığına yazılı şikayet dilekçesi sunarak, okuyan kızlarının eğitim hakkının alınmamasını ve eğitimine devam edebilmesini talep etmişti. Okul yönetimi aileye çocuklarının İlahiyat Koleji'ne gitmesini önermesinin ardından Milli Eğitim Bakanlığı konuyu KKTC Bakanlar Kurulu gündemine taşımıştı.
Bakanlar Kurulu da, ortaokullarda uygulanan yasağı esneterek isteyen ortaokul öğrencilerinin "bone" ve "bandana" ile okula gidebilmesine olanak sağlamıştı. Ancak bir süre sonra bu karar da geri çekilmişti.
Kıbrıs artık iyice Rumlaşmış, İslam'ı ve müslümanları istemiyorlar. Türkiye konuya acilen müdahil olmalı, içtikleri suyu, aldıkları maaşları bile Türkiye ödüyor, askeri korumayı Türkiye sağlıyor bugün elini çekse oradakiler isimlerini Rum isimleriyle değiştirir